Bugun...



Serbest kalacağımızdan MİT'in bile haberi yoktu!
Tarih: 30-11--0001 00:00:00 Güncelleme: 18-02-2015 11:19:12 + -


IŞİD'in rehinelerinden biri olan Musul Ticari Ateşesi Mehmet Argüç; IŞİD militanları bize Türkiye istediği zaman değil biz istediğimiz zaman serbest bırakırız diyorlardı.

facebook-paylas
Tarih: 30-11--0001 00:00

Serbest kalacağımızdan MİT'in bile haberi yoktu!

MANŞET HABER ÖZEL
RÖPORTAJ/ Serhat AYDIN

Türkiye'nin gündemini uzun zaman meşgul eden “Rehine Krizi” nihayet çözülü. Ancak yansımaları ve kafalardaki soru işaretleri hala gündemi meşgul ediyor.

46 Konsolosluk çalışanının IŞİD'in elinde rehine olarak tutulduğu süre içerisinde neler yaşadığı ve nasıl serbest bırakıldıkları, muhalefet ve medya için henüz cevaplanmamış bir konu!. Türk rehineler, 101 gün boyunca hangi koşullarda yaşadılar.. Gerçekten rehinmiydiler yoksa IŞİD ile Ankara arasında gerçekleştirilen bir tür“danışıklı dövüş mü” söz konusuydu?.. Türkiye'ye getirilmelerinde hangi faktörler rol oynadı.. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dediği gibi ince ince planlanmış “operasyon”mu, yoksa iddia edildiği gibi “takas” mı gerçekleştirildi?..

Sorular ard arda sıralanıp, cevaplar aranırken, Musul konsolosluğu'nda 101 gün rehin tutulan 46 vatandaşımızdan biri olan Ticari Ateşe Mehmet Argüç, yaşadıklarını Manşet Haber'e anlattı.

Mehmet Argüç'den merak edilen 101 günün hikayesi;

Size öncelikle geçmiş olsun demek istiyoruz. 101 gün boyunca IŞİD'in elinde rehine olarak tutulmanızı ve bu esaretin nasıl başladığını öğrenebilir miyiz?

2011 yılında ticaret ateşesi olarak Musul'a atandım.Irak'a ilk gittiğimiz yıllarda Amerikalılar vardı. Onlar,o zamanlarda herhangi bir sıkıntı ile karşılaşmıyordu. Bizim dışarı çıkışımız son zamanlara göre çok daha rahattı. 2014 yılına geldiğimizde IŞİD denen örgütün Musul'a girdiğini duyduk. Bu bölgede çalışanlar kanalıyla IŞiD'in yaklaştığına dair duyumlar alıyorduk. Ancak bizler Musul'un bu kadar kısa sürede düşeceğini tahmin etmiyorduk.

 

“ANKARA VE BAŞKONSOLOSUMUZ ARASINDAKİ YAZIŞMADAN HABERİM YOK!”

 

IŞİD'in Musul'a yaklaştığından veye girdiğinden hiç haberiniz olmadı mı?

Türk Başkosolosluğu'nu koruyan polis ve askerler özellikler IŞİD'in Musul'da ilerleyişinin hızlandığı dönemde görevlerini bırakarak kaçtılar. İlk zamanlarda duyumlarımız IŞİD'in bize bir zarar vermeyeceği yönündeydi.

Yaşanan gelişmelerden Ankara'yı haberdar etmediler mi?

Görevimin Ticari Ateşelik olması nedeniyle konsolosluğun yazışmalarının içeriğine ait bilgilere sahip olamıyordum. Zaten onlarda bizim bu ciddi ve gizli olan yazışmaların içeriğine ulaşmamızı istemiyorlardı. Sadece konsolosluktan bize açıklama yapıldığı zamanlarda bu konuda bilgi sahibi oluyorduk. Fakat IŞİD'in ilerleyişi hızlandığında hazırlıklar yapılmaya başlandı ve bu dönemde evraklar yok edildi. Benim Ankara ile Başkonsolosluğumuz arasındaki yazışmanın hangi konuları kapsadığı hakkında bir bilgim yok! Ancak aldığım duyumlar yazışmaların tahliye talebini kapsadığını yönündeydi. Daha sonraki konuşmalarda Başkonsolosun tahliye talebinde bulunduğunu öğrendik.

Görev tanımınız farklı dahi olsa, gerekli bilgilerin size verilmesi gerekmiyor mu? Sonuçta tüm konsolosluk çalışanlarını hayatı söz konusu!

Benim ordaki misyonum ise Ticari Ateşelikti. Kerkük İşadamları Odası Başkanı, Musul Sanayi Odası Başkanı, firmalar beni arayarak “neden halen burdasın?” diye soruyordu. Bize “isterseniz gelelim ve sizi alalım” diyorlardı.Yani istesem ben bu teklifleri kabul eder ve Erbil'e gidebilirdim. Fakat her nedense basiretim bağlandı ve gidemedim.

 

“ANKARA IŞİD İLE ÇATIŞMAMIZI İSTEMEDİ”

 

O gün olaylar nasıl gelişti?

Ayın 11 inde öğleye doğru gürültüler duyduk. Başkonsolosluğumuz 7 dönümlük bir arazinin üstüne kurulu ve etrafı yüksek duvarlarla çevrili.Yani bu konsolosluğa girilmesi ancak kapıların açılması ile mümkün olabilir. Konsolosluğun yan tarafında giriş kapıları var ve bu giriş kapılarına eski kamyonetlerin yanaştırıldığını gördük. Bu eski araçların bomba yüklü araçlar olduğunu biliyorduk. Ağır makineli silahlarla Konsolosluğu çeviren IŞİD militanları kapıya vurmaya başladı. Bizde bunun sonucunda kapıyı açarak ne istediklerini sorduk. Bunun ardından militanlar içeri girdiler. Arada geçen konuşmaları tercümanımız bize aktarıyordu.

Biz Konsolosluğu kuşatan IŞİD militanlarının sayısının hayli fazla olduğunu ve ağır silahlarla donatılmış olduklarını duyduk. Sizce kaç kişiydiler?

Sayılarını tam kestiremeyeceğim fakat. Çok kalabalıktılar. Dediğim gibi bomba yüklü araçları kapıya yanaştırdılar. Mukavemet şansımız zaten yoktu...Tercümanımız vasıtasıyla iletişim kurduğumuzda militanların bizden 10 dakika içerisinde konsolosluk binasını terketmemizi istediklerini öğrendik. Bunun ardından lojmandan alacaklarımızı aldıktan sonra araçlara bindik.Fakat hareket edeceğimiz sırada durdurulduk ve bizden silahları istediler. Bunun ardından Ankara ile bağlantı kuruldu.Konsoloslukta bulunan 31 kişilik güvenliğin bu militanlarla başa çıkmasına imkan yoktu.Tabii Ankara'da bizim menfaatimizi düşünerek ''karşılık vermeyin ne isterlerse kabul edin” dediler.

Rehin alındıktan sonra, nereye götürüldüğünüzü öğrenme şansınız oldu mu?

IŞİD militanlarının 17 Temmuz adını verdikleri bir bölgeleri var ve bizi o bölgeye götürdüklerini öğrendik. IŞİD militanları bu bölgeyi bir askeri üsse çevirmişlerdi ve herkesi bu üsteki hastanede topluyorlardı. Bizi burda bir süre beklettikten sonra bir eve götürdüler. Bu ev 10 metrekarelik, bizim köy evleri gibi boş bir evdi. Herkes dip dibe, yatarken dönünce arkadaşının burnuna çarpıyorsun. Nöbetleşerek uyuduk.

 

“8 AYRI YER DOLAŞTIK, 3 KEZ BOMBALANDIK!”

 

Size kötü davranıp şiddet uyguladılar mı?

Hayır bize kötü davranmadılar.! Hiç şiddet görmedik. Rehin alındıktan 4 ya da 5’inci gün sonra, oranın Valisi geldi. Genç, kafası sarılı.“Benim bu halime bakmayın, 4 üniversite bitirdim” dedi. Sıcak davrandı. Önce sorguladı, Bize “Müslüman mısınız?”dedi. Dini sorular sordu. Tabii bizi kafir olarak görüyorlar. Ama baktılar biz namaz kılıyoruz. Daha ılımlı olmaya başladılar.

Hep aynı şehirde miydiniz?

Evet hep aynı şehirde kaldık!..İlk gittiğimiz yerde 9 günümüz geçti. Sonra ‘Ev sahibi geldi boşaltacağız’ dediler. Daha sonra başka bir eve götürdüler. Bu gittiğimiz evde 15-20 gün kadar kaldık. Bu şekilde 8 yer dolaştık. 3 defa bombalandık. Bu bombalama sürecinde 2 IŞİD militanı öldürüldü. Bu bombardımanın ardından olaylar karmaşık bir hal aldı. Bu olay süresinde aynı şehir içerisinde 8 ayrı yer gezdik.

Sizi bombalayan uçaklar hangi ülkenin ordusuna aitti? Sizi vurmaları Türkiye'nin bu oyunun içine girmesi anlamına mı geliyordu?

'Son 10-15 gün içerisinde hava operasyonları sıklaştı. Jetler bizi arıyordu.Ve bu hava operasyonlarında bizi öldürmeyi hedefliyorlardı. Bu süreçte bizi en çok sevindiren olay devletimizin bizi unutmaması oldu. Bu jetler maliki'nin ordusuna aitti. Amaçları bizi öldürmekti. Bizi öldürmeleri Türkiye'nin de bu savaşa çekilmesi anlamına geliyordu. Bu dönemde Sayın Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar çok önemliydi.

Koşullar nasıldı kaldığınız evlerde?

Bizi Olimpiyat Evi diye, güzel, büyük, klimalı bir yere götürdüler. İnce sünger yataklar getirdiler. Aileleri bir üst katta odalara yerleştirdiler. IŞİD’çiler zaman geçtikçe bizi daha iyi anlamaya başladılar, daha yakın davranmaya çalıştılar. Bir samimiyet oluştu, ne istersek, hurma murma getiriyorlar. Bir yerden bir yere giderken bizi öldürmek isteyenlerden korkuyorlardı. Ramazan başladı. Şeker bayramı için Türkiye’ye gidiyorsunuz dediler. Mutluluktan uçuyoruz. Büyük bir otobüs geldi. Bir baktık, Dohuk yoluna saptık. Herkesin morali bozuldu. Bir yere uğrayacağız dediler. Çıkmaz sokağa doğru döndük, kapı açıldı. Özbek olduğunu söyleyen biri, elinde silah, geçin dediler. Arkamızdan kapıyı kilitlediler. Birkaç kişi hariç herkes oruç tutuyor. Sabah kahvaltıda bir dilim peynir ya da yumurta. Öğlen yemeklerinde her gün pirinç pilavı ve tavuk eti yiyoruz. Aç gözlülük neymiş yaşadım. Bir yemek geliyor, hepimiz koşuyoruz.

İhtiyaçlarızı nasıl karşılıyordunuz ve dışarıya çıkmanıza izin veriliyormuydu?

Tuvalet ihtiyacımız olduğunda bizi tek tek götürüyorlardı. İlk zamanlarda bize sert davranarak korkutmaya çalıştılarsa da ilerleyen zamanlarda bu sorunlar aşıldı ve daha rahat hareket eder olduk. Bazı zamanlarda dışarıya baktığımızda kedi'yi kuşu kıskanır olmuştuk. Özgürlüğün hayalini kurarken dışarıdaki kuş'un yerinde olmayı ve Türkiye'ye uçup ailemle kavuşmayı diledim. Ancak bu sadece hayal olarak kaldı.Televizyon izlememize izin veriliyordu.Televizyonda insanları gördüğümde programı izlemeyip gidip yatağıma yatıyordum. Çünkü onların sokakta dolaşırken ne kadar özgür olduklarını gıpta ile izliyordum.Biz ise bahçeye sabahları gruplar halinde gün ışığını görmek için çıkıyorduk.

"Bir ihtiyacımız olduğunda bunu IŞİD militanlarından istiyorduk. Bir defa telefon görüşmesi yapıldı. Onun da cezasını çektik. IŞID’çiler müsaade etmiyordu. Çünkü bizim uydudan yerimizi tespit ediyorlar. Farkında değiliz. Nitekim konuşmadan sonra Irak ordusu gelip orayı bombalıyordu.

IŞİD'in Varil bombası kullandığından söz ediliyor. Nasıl bir etkisi vardı?

Çok etkili bir bomba. Öyle bir bomba patladı ki, bizim odanın 4 metre ötesinde köşeye düştü. Kapılar parçalanmış. Dışarı bir çıktık, 2 IŞİD’çiden birinin tepesine düşmüş. Onun parçası bile yok, diğeri 4’e bölünmüş. Bazı arkadaşlarımızın bacaklarına cam parçaları girmiş. Kimisinin bacakları yanmış.

 

Patlama yapılan yerde kıyafetlerimizi alıp tanınmamamız için Arapların giydiği beyaz geceliklerden giydirdiler. Bayanlara ise ne giymek istedikleri soruldu.Zaten bu ortamda kadınların da açık saçla ortada gezmesi gibi bir durum olamazdı. Bazı çalışanlar namaz kılıyordu ancak kılmayanlarda vardı.

İŞİD militanları sizi ibadete zorladı mı?

IŞİD militanları kimin namaz kılıp kılmadığını biliyordu ancak hiçbir zaman zorla ibadet yaptırılmadı.

Hükümetle IŞİD arasında anlaşma yapıldığı,iktidarın IŞİD desteklediği Amerika ve Avrupa karşısında elini güçlendirmek için sizi bir yerde beklettiği yönünde haberler çıkıyordu. Söylenildiği gibi anlaşmalı bir durum olsaydı bile herşeyin ters gidebileceği hiç aklınıza geldi mi? Sonuçta bir terör örgütünün elinde rehinesiniz ve her an herşey değişebilir!

Elbette aklımıza geldi. IŞİD'in yaptığı katliamları televizyondan izliyorduk. Bu bizi çok korkutuyordu....Hükümetimizin yaptığı açıklamaları yakından takip ediyorduk. Çok ince bir çizgideydik! Ramazan Bayramı'nda Türkiye'de olacağımıza dair söylentiler vardı. Bu yönde bazı çalışmaların olduğunu duyduk ancak malesef bu başarıya ulaşamamış. Çünkü IŞİD militanları"biz istediğimiz zaman serbet bırakırız" şeklinde bir düşünceye sahipti. Bizim rehin durumumuz muhalefet tarafından seçim malzemesi olarak kullanıdı. Bu konuşmalar bizim Türkiye'ye daha erken gelmemizi engellemiş olabilir. IŞİD bir devlet değil, bir terör örgütü! Yani Türkiye'nin IŞİD ile pazarlığa oturacak bir durumu yoktu.

Hükümetimiz'in açıklamaları çok ince bir çizgideydi. Bu ince çizginin bizim için çok önemli olduğunu Türkiye'ye geldiğimizde bir kez daha anladık.MIT'in yaptığı operasyon gerçekten bizim menfaatlerimizi korumaya yönelikti. Çünkü yapacakları en ufak hata çok büyük sonuçlara yol açabilirdi.

 

“IŞİD ÜYELERİ ,YAPTIKLARI VAHŞETİN VİDEOSUNU İZLETTİRİYORDU”

 

Konsolos'un elinde bir telefon olduğundan ve telefonu parçaladıklarından ve tekrar birleştirip temas kurulduğundan bahdediliyor.. Bu konuyu açıklarmısınız? IŞİD elemanları arama yapmadı mı?

“Telefonları vereceksiniz, yoksa cezalanırsınız”dediler. Üstümüzü aradılar, hem de soyarak. Hepimiz verdik. Başkonsolos bir müddet o görüşmeleri yapmış. Ama bir yerden bir yere taşınırken tüm eşyalarımız kalıyordu. Son seferinde eşyaların arasında o telefonlar da kaldı. Konsolosun ki de bir yerde kaldı. Bir noktadan sonra iletişim kesildi. Sonra kaldığımız bir evde, ev sahibinin evi terk ederken bıraktığı telefonlardan biriyle irtibat sağlanmış. Konsolos telefonun pilini çıkarıyordu. Bayanlar sayesinde daha rahat saklanıyordu.

Kasaya cihaz koyup çektikleri videoları gösteriyorlardı. Zorla değil, isteyen gelsin izlesin diye. Baktım öldürdükleri insanın kafasına kurşun yağdırmaya devam ediyorlar. Bu izlenir mi? Gazetecilerin infazını televizyondan izleyenler olmuştu, ben izlemedim. Bu örgütün başarısı videolarla yaptıkları propagandada.

Size karşı bukadar tolersnslı olmaları Ankara ile pazarlık masasına oturmak istedilerinden dolayı olabilir mi?

Biz kendilerine,onlarla savaşan yada onlara cephe almış olan bir ülkenin vatandaşı olmadığımızı söyledik... Bizim görevimizin diplomatik olduğunu söyledik. Onlar ise bizi kafir olarak görüyor ve Maliki'ye hizmet etmekle suçluyorlardı. Ancak biz Maliki'ye değil ordaki firmalara yardım ediyorduk.

Türkiye ile IŞİD arasında bir diyaloğ var mıydı sizce? IŞİD'in sizi rehin alması anlaşmalı bir eylem olabilir mi? Duymuşsunuzdur, bu iddialar uzun zamandır konuşuluyor burada.

Türkiye ile IŞİD arasında söylendiği gibi bir dialog olsaydı orda 101 gün kalır mıydık?Ancak bizim korkumuz sürecin çok uzamasıydı. Ancak MİT'in olağan üstü çalışması ve hükümetimiz'in açıklamarı çok önemliydi.

IŞİD liderleri ile hiç karşılaştınız mı?

Her gittiğimiz yerde ayrı militanlar tarafından karşılanıyorduk. Bu militanlar bizim güvenliğimizden sorumlu olan kişilerdi. IŞİD'in üst düzey yetkilileri ile hiçbir zaman karşılaşmadık. Zaten onlar da bizi muhattap kabul etmiyorlardı. Bu güvenliği sağlayan militanların hiç birşeyden haberi yoktu ve çoğu zaman sorduğumuz sorulara cevap vermiyorlardı. IŞİD ile ilgili tüm haberleri televizyonda açık oturum programlarında öğreniyorduk. Bunun dışında meydana gelen gelişmeler hakkında hiç bir fikrimiz yoktu.

Ne zaman serbest bırakılacağınızı sorduğunuzda size ne diyorlardı?

Ne zaman bırakılacağımızı sorduğumuzda bize ''İnşallah''şeklinde cevap veriyorladı. Kendilerine verilen emirleri yerine getiridiklerini söylüyorlardı.Ancak bu emir kelimesi bizim için çok korkutucu bir anlam içeriyordu. Çünkü hakkımızda ölüm emri verilebilirdi!..

 

“TÜRKİYE'DE BİZİMLE İLGİLİ YAYIN YASAĞI OLMASINDAN DOLAYI MUTLUYDUK!”

 

Sizler orada IŞİD tarafından rehin tutulurken, IŞİD üyelerinin Gaziantep'te tedavi edilip geri yollandığına dair medyada konuşuluyordu? Bu konuda bir duyumunuz oldu mu?

IŞİD liderlerinin Türkiye'de tedavi ettirildiğine dair herhangi bir bilgimiz yoktu. Bu konuyu sadece televizyonlarda,açık oturumlarda yorumculardan duyuyorduk. Çünkü bizim 101 gün boyunca bu konuda herhangi bir bilgi alma imkanımız yoktu. Biz rehin alınmadan önce bu konu hakkında da bir bilgimiz yoktu. Çünkü ortada IŞİD diye bir örgüt yoktu.

101. gün biz bir duyum aldık.Televizyonda çıkan haberler bizi ürkütmeye başlamıştı. Bizler Sayın Cumhurbaşkanına ve Başbakanımıza ve bizimle ilgilenen her kuruma şükran borçluyuz. Döndükten sonra bizimle ne kadar ilgilendilerini bir kez daha anladık.Yayın yasağı olmasından dolayı çok mutluyduk.Çünkü bu yasağa rağmen yapılan programlar da kullanılan ifadeler IŞİD militanlarının bize karşı tavrını sertleştirmesine yol açıyordu. Hükümetimizin bizimle ilgilenmesinden dolayı çok seviniyorduk ve beklediğimiz cevapları alıyorduk. Bu cevaplar bizi mutlu ediyordu.

Dönüş süreci nasıldı? Dönüş esnasında araç değiştirdiniz mi?

'Dönüşümüz büyük bir gizlilik içerisinde yürütüldü ve hiç kimsenin haberi yoktu. Bizi Musul'dan alıp Suriye sınırına getirdiklerinda saat akşam 6 idi. Dönüşümüz sırasında bazı noktalarda durduk ancak araç değiştirmedik. Suriye'de Rakka ya gittik ve orda yatsı namazını kıldık. Daha sonra bize Rakka'da kalacağımızı söylediler ve bu bizim moralimizi olumsuz yönde etkiledi. Ancak daha sonra bunun özellikle yapıldığını anladık.

MİT'in sizin serbest kalacağınızdan bir haberi olmadığı söyleniyor, bu konuda ne diyeceksiniz?

Gerçekten MİT'in haberi yoktu. Bu kesinlikle doğru!. Büyük gizlilik içerisinde hareket ediliyordu. Bize sınırda beklememizi söylediler. Sabaha karşı iki MİT yetkilisi geldi. Arabalar geldi ve bizi aldılar. Ancak ordada PKK tehlikesi olduğundan dolayı çok sessiz bir şekilde hareket etmek zorundaydık.

Planın bozulacağını hiç düşündünüz mü?

Düşündük!. Aslına bakarsanız korkutucu bir düşünceydi..Bu bölgede çok dikkatli olmamız gerekiyordu. Çünkü Örgüt'ün bizi alıp geri götürmesi söz konusu olabilirdi ve biz onlara güvenemezdik. Canlı bomba taşıyan insanlar aramızda dolaşıyordu. Bu intihar bombacıları ölmekten ve öldürmekten korkmuyorlardı. Bizleri kafir olarak görüyorlardı.

Siz aynı zamanda ticari ateşesiniz. IŞİD ortaya çıkmadan önce,Türk fimalarının Irak'taki yatırım seviyesi ne durumdaydı? IŞİD'ten dolayı Türkiye'nin Irak'taki ekonomik kaybı nasıl olur?

'Misyonum Türk firmaları ile Iraklı firmaların karşılılı görüşmelerini ve bağlantılarını sağlamaktı.Maliki hükümetinin kısıtlamalarından önce bu duru daha iyiydi. Ancak daha sonraMaliki hükümeti Türk firmaları'nın ihaleleri kazanmasını engelledi. Sanayii Odası Başkanı çok yakın dostum olmasına rağmen çekinerek geliyordu. Maliki hükümeti Türk fimalarının Irak'tan çıkmasını istiyordu ve ihale vermiyordu. Irak'ın Türkiye ile ticaret yapması onların menfaatineydi. Çünkü sınırımız çok yakın. Firmalar Mardin,Diyarbakır ve bu gibi şehirlerde mal alış verişinde bulunuyorlardı. Ben gitmeden önce firmalar İran ve Çin ile çalışıyordu. Fakat benim dönemimde pek çok firmayı Türkiye'ye yönlerdirdik. Aynı zamanda pek çok firmayı Türkiye'de fuarlara gönderdik.Çok fazla sayıda bağlantılar yaptık. Daha sonraki dönemlerde bu oran %36 ya kadar düştü.

Olaylar sona erince size görev verilirse tekrar Musul'a gidermisiniz?

Temennim bu kaos ortamının bir an önce sona ermesi, normal hayata geri dönmemiz. Ve Irak ile Ticaret'e devam etmemiz. Olaylar sona erdiğinde tekrar Musul'a seve seve giderim. Ancak önümüzdeki sene emekli olmayı düşünüyorum. Çalışmayı çok seven bir insanım ve görev verilmesi halinde bunu seve seve yerine getiririm. Sayın Bakanımız nasıl emir buyurulsa görevimi seve seve yerine getiririm''

 






Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER RÖPORTAJLAR Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Türkiye 'Baba'sını kaybetti
    Türkiye 'Baba'sını kaybetti
  • HDP Diyarbakir mitinginde patlama
    HDP Diyarbakir mitinginde patlama
  • Melih Gökçek Bülent Arınç Kavgasından Capsler...
    Melih Gökçek Bülent Arınç Kavgasından Capsler...
  • Türk vekilin pozları olay oldu
    Türk vekilin pozları olay oldu
  • Suriye ateş altında
    Suriye ateş altında
  • Bebişler
    Bebişler
  1. Türkiye 'Baba'sını kaybetti
  2. HDP Diyarbakir mitinginde patlama
  3. Melih Gökçek Bülent Arınç Kavgasından Capsler...
  4. Türk vekilin pozları olay oldu
  5. Suriye ateş altında
  6. Bebişler
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Başbakan Davutoğlu'ndan üçlü koalisyon çağrısı!
    Başbakan Davutoğlu'ndan üçlü koalisyon çağrısı!
  • Bülent Arınç'ın Gökçek'le ilgili 3 konuşması...
    Bülent Arınç'ın Gökçek'le ilgili 3 konuşması...
  • İşte Chp'nin, Merkez Türkiye Yüzyılın Projesi Tanıtım Filmi
    İşte Chp'nin, Merkez Türkiye Yüzyılın Projesi Tanıtım Filmi
  • Demirtaş, HDP’nin 'seçim manifestosu'nu seslendirdi..
    Demirtaş, HDP’nin 'seçim manifestosu'nu seslendirdi..
  • Atatürk ve çocuklar...
    Atatürk ve çocuklar...
  • NTV canlı yayınında NTV'ye saydırdı!
    NTV canlı yayınında NTV'ye saydırdı!
  1. Başbakan Davutoğlu'ndan üçlü koalisyon çağrısı!
  2. Bülent Arınç'ın Gökçek'le ilgili 3 konuşması...
  3. İşte Chp'nin, Merkez Türkiye Yüzyılın Projesi Tanıtım Filmi
  4. Demirtaş, HDP’nin 'seçim manifestosu'nu seslendirdi..
  5. Atatürk ve çocuklar...
  6. NTV canlı yayınında NTV'ye saydırdı!
VİDEO GALERİ
YUKARI