Bugun...


Billur Aktürk


facebook-paylas







Kurt’u kuzu postuna sokmak kimin işi?
Tarih: 31-08-2015 13:06:00 Güncelleme: 31-08-2015 13:06:00


 

 

Terörün yarattığı kalp ağrısı toplumun üstüne karabasan gibi çökmüş. Taksiciden, emlakcıya, doktorundan, berberine herkes politize olmuş diğerine çığlıklanıyor, ‘’ ne olacak bu halimiz’’…

 

Daha bu çığlıkları çok duyarız, çünkü demokratik kurumları, kuralları oturmamış, stabilize olmamış ülkeler her türlü manipülasyona açık olduğu gibi hızla politize olurlar. Talepleri yerine gelmemiş her toplum, içinde huzursuzluk ve şiddet barındırır.

 

Demokrasisi rutine  girmiş ülkelerde ise,  elbette durum daha farklıdır, kendi çıkarlarının peşinde daha rahat koştuklarından dünya malından daha çok sebeplenip, halkını refaha taşırlar. Örneğin, Obama olmasa da ABD’de işler yürür… Kurumları, kuralları kendi ekseninde oturmuştur çünkü. Yani günümüz Türkiye’sinin en büyük sorunu, demokrasi anlayışı, kurum ve kurallarıdır.

 

Peki, halk tabanında ki bu çığlıklanma nasıl sonlanabilir?

 

Akıl ekseninde siyasi kararlar alarak elbette… Halkın taleplerini göz önüne alan,  akıla dayanan ve dünyayı yakalayan politik çözümlerle…

 

Dünyada, örneğin halklar meselesini yaşayan ilk devlet yapılanması değiliz. Dünyanın bu konudaki çözümlerini, sonuçlarını göz önüne almak, bu deneyimlerin ışığı altında topluma nihai, evrensel, kabul edilir değerler zinciri ile çözümler sunabilmek gerekir.

 

Peki, bunu kim ya da kimler yapacak?

 

Elbette ki halkın seçtiği siyasetçiler. Örneğin, Bahçeli, Kılıçdaroğlu, Davutoğlu, Demirtaş vs… İyi de onlar, özellikle muhalefet ne yapıyor?

 

Sadece, iktidar ve kendi koltukları için üst aklın ekmeğine yağ sürmeye, kavga etmeye devam ediyorlar. Geçmişte, Erdoğan’ın üslubunu eleştirenlerin, bugün ağızlarından çıkanı kulakları duymuyor. Üstelik son derece munis bir üslup takınan Davutoğlu’na karşı…

 

Siyasi gündeme bakınca dünün çift kutuplu dünyası gibi, hala devam eden iki net ve farklı kutup görüyorsunuz. Erdoğan taraftarları ve Erdoğan düşmanları…

 

Bu Erdoğan karşıtı cenahın, aslında Ak parti ile dertleri yok. Dertleri Erdoğan. Onlar için Erdoğan’sız Ak parti küçük lokma. İnandıkları şey, Erdoğan olmazsa, tıpkı geçmişte ANAP’ın başına gelen gibi Ak parti zaten kendiliğinden çözülecek ya da küçülecek. Gerçi haksız da değiller. Erdoğan’ın ışığı olmazsa işleri zor.  Muhalefetin, seçim hükümeti için çıkardıkları yaygarada bundan. Erdoğan yolunu, ‘’sineyi millet’’e döndürdükçe, başlarına gelecekleri anlıyorlar.

 

Oysa, Erdoğan’dan, oturdukları koltuktan, sahip oldukları siyasi erkten daha önemli bir durum var ülkede. Ülke yanıyor! Evlatlarımız ölüyor. Bu Kürtler için de, Türk’ler için de, diğer halklar için de böyle. Birileri kurt’u kuzu kılığında aramıza salmış!  Sen- ben kavgasından, bu durumu gördükleri halde dert eden yok! Üstelik, kurt’u kuzu kılığına sokan üst aklı alkışlayan bir cenah var.  Vicdan, ahlak, memleket, insan kavramlarına sahip olmayan bir cenah…

 

Elbette devlet faşizmine karşıyım ama gerektiğinde askerin görevi ülkenin güvenliğini sağlamaktır. Tabi asker, demokrasinin gerektirdiği kurala uygun, demokratik kurumlarım aldığı karar çerçevesinde görevdedir ve elbette böyle bir asker- ordu saygıyı hak eder.

 

Ordu’ya saygı derken ihtilal yapan, gençleri idama gönderen, işkenceden geçiren bir üst aklın ordusunu kast etmiyorum. Ben devletin, halkın ordusundan söz ediyorum. Örneğin 1980’ler de olduğu gibi, sağcısı-solcusu-dincisi ile bağısız Türkiye diye bağıran gençleri işkenceden geçiren, asan ordu, halkın ordusu değildir.

 

Ama günümüzde durum farklı. 13 yıllık Ak parti iktidarının en büyük kazanımlarından biri, ordunun kışlasına çekilip demokratik kurallar çerçevesinde konuşlanmasıdır.

 

İşte bu noktada buradan hükümete ve yetkililere sesleniyorum! Bunca can gidiyor. Asker niye kışlada? Öldürsün diye değil! Halkın güvenliğini sağlasın diye. Örneğin, Silopi’de öldürülen baba – oğlu  korusun diye. Sadece hava kuvvetlerinin yaptığı bombalama ile bir gerilla ordusu çökertilebilir mi? Kara harekatı olmadan, Erdoğan’ın deyimiyle inlerine girilebilir mi?

 

Aslında dağdaki çocuğa da içim acıyor desem, biliyorum ki kıyamet kopacak. Ama acıyor.  Çünkü orada kendi seçim sandığını bile koruyamayan devlet var… Oradaki genci nasıl koruyacak!

 

Sevgili okur, asker sabaha kadar bombalasın! Eğer toplum talepleri karşılanmazsa bu savaş, terör, 30 senedir sürüyor bir 130 sene daha sürer gider. Bugün masayı devirirler, bir sene sonra bir daha otururlar. Bu arada onlarca çocuk ölür. Sonra masa yine devrilir… Bu böyle, üst aklın oyuncağı olarak sürer gider. Kazanan kim, kaybeden kim bilinmez. Çözemezsen birileri gelir çözer. Ama kendi çıkarına, işine nasıl geliyorsa öyle çözer!

 

Bu nedenle öldürmek ya da kendi halkına silah doğrultmak için değil, ama korumak için askere kışlasından çıkma emri verilmesi düşünülmeli. Polis, güçlendirilmeli.  Devlet düzeni hızla sağlanmalı,  ki seçimler silah gölgesinde değil, demokrasi güneşinde gerçekleşsin. Yoksa böyle bir savaş ortamında sonuç değişmez, iş daha çok felakete gider.

 

Yani öncelikle, seçime doğru hızla yol alırken, taraflar ülke birliği ve çıkarını iyi gözetsin. Kürt siyasetçiler kendi yollarını net olarak belirlesin. Savaşıyor muyuz, sevişiyor muyuz? Daha sı savaş sonunda ne olur? Ters köşe bir örnek ile, 1. Dünya savaşından önce Suudi Arabistan halkı nasıl yaşıyordu, bugün ne haldeler? Örneğin o günlerde ata binen kadınlar, bugün bisiklete binemiyorlar, sokağa çıkamıyorlar? Savaş bizim hayatımızdan, aklımızdan, medeniyetimizden ne götürür, ne getirir?

 

Artı, Kürt siyasetçiler siyasi taleplerini yeni anayasa hazırlıklarından sonra dile getirebileceklerini ivedilikle görmeliler. Bugün ki anayasa, ısrar ettikleri şeyler için uygun değil. Bunları kendileri de iyi biliyor olmalılar. Ama biz savaş kazandık edası ile devam ederlerse, kayıp hepimizin olacak. Kürt hareketinin, diğer halklar adına da oluşan kazanımları rafa kalkacak. Türk Kemalist zihniyetten sonra bir de Kürt Kemalist zihniyet hiç çekilmez. Herkes yasalara uyacak beyler- bayanlar! Sonra devlet refleksleri devreye girdiğinde hepimizin hali harap olur. Bakınız yakın tarih!

 

Ey Türkiye halkları, Batının elinin değdiği ülkelere bakın, batının öcü zalimdir! Özellikle Müslüman ülkelere bakın! Hepimiz ayağımızı buna göre denk alalım.

 

Yazının başında, Türkiye’nin en büyük baş sorunun demokrasi kural ve kurumlarının oturmamış olmasıdır demiştik. Yaklaşan seçimler, yeni bir demokratik anayasa, yeni Türkiye ve yeni bir sistemin kapısıdır. Bu ancak toplumsal mutabakatla gerçekleşebilir. Toplumun tüm kesimleri halkı, sivil toplum kuruluşları, devlet kurumları, aydınları, sanatçıları, filozofları vs herkes topyekün, tek bir vücut halinde bir araya gelmeli ve her şeyi yeni baştan, demokratik-laik bir hukuk devleti olarak, evrensel değerlerle inşa etmeliyiz. Bu büyük bir fırsat. Ortaya iyi şeyler koymak için kavga da edilebilir, ama amaç bağdan üzüm yemek olmalı, bağcıyı dövmek değil…  

 




FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Türkiye 'Baba'sını kaybetti
    Türkiye 'Baba'sını kaybetti
  • HDP Diyarbakir mitinginde patlama
    HDP Diyarbakir mitinginde patlama
  • Melih Gökçek Bülent Arınç Kavgasından Capsler...
    Melih Gökçek Bülent Arınç Kavgasından Capsler...
  • Türk vekilin pozları olay oldu
    Türk vekilin pozları olay oldu
  • Suriye ateş altında
    Suriye ateş altında
  • Bebişler
    Bebişler
  1. Türkiye 'Baba'sını kaybetti
  2. HDP Diyarbakir mitinginde patlama
  3. Melih Gökçek Bülent Arınç Kavgasından Capsler...
  4. Türk vekilin pozları olay oldu
  5. Suriye ateş altında
  6. Bebişler
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Başbakan Davutoğlu'ndan üçlü koalisyon çağrısı!
    Başbakan Davutoğlu'ndan üçlü koalisyon çağrısı!
  • Bülent Arınç'ın Gökçek'le ilgili 3 konuşması...
    Bülent Arınç'ın Gökçek'le ilgili 3 konuşması...
  • İşte Chp'nin, Merkez Türkiye Yüzyılın Projesi Tanıtım Filmi
    İşte Chp'nin, Merkez Türkiye Yüzyılın Projesi Tanıtım Filmi
  • Demirtaş, HDP’nin 'seçim manifestosu'nu seslendirdi..
    Demirtaş, HDP’nin 'seçim manifestosu'nu seslendirdi..
  • Atatürk ve çocuklar...
    Atatürk ve çocuklar...
  • NTV canlı yayınında NTV'ye saydırdı!
    NTV canlı yayınında NTV'ye saydırdı!
  1. Başbakan Davutoğlu'ndan üçlü koalisyon çağrısı!
  2. Bülent Arınç'ın Gökçek'le ilgili 3 konuşması...
  3. İşte Chp'nin, Merkez Türkiye Yüzyılın Projesi Tanıtım Filmi
  4. Demirtaş, HDP’nin 'seçim manifestosu'nu seslendirdi..
  5. Atatürk ve çocuklar...
  6. NTV canlı yayınında NTV'ye saydırdı!
VİDEO GALERİ
YUKARI